2008 ve 2020 Korona Krizi Ve Çin Ekonomisi


Küresel kapitalist sistem, 1929 ekonomik krizi sonrasında ilk kez 2008 küresel krizinde küçüldü. Krizin yansıması ABD’de olumsuz olurken, gerek teknolojik gerekse ekonomik parametrelerde Çin lehine sonuçlar doğurdu. Çin ile ABD’nin arasının kapanmasına yol açtı.

2008 küresel krizi, ABD’de satılık konut piyasasında oluşan balonun, 2005 sonlarında patlama sürecine girmesiyle başladı. Konut piyasası krizi hızla finansal krize dönüşerek bütün dünyaya yayılmaya başladı. Satılık konut piyasası ve inşaat sektöründeki olumsuz gelişmelerle beraber üretim ve istihdam düşüşlerinin başlaması, finansal krizi büyük bir küresel ekonomik krize dönüştürdü.

Çin bankaları, ABD ve Avrupa kaynaklı kredilere dayalı tahvillere önemli bir yatırım yapmadıklarından, küresel krizin Çin finans sektörüne önemli bir etkisi olmadı. Ancak tüm dünyadaki ekonomik daralma nedeniyle, Çin’in ihracatı düşmeye başladı. Bu durum karşısında Çin hükümeti dev bir ekonomiyi canlandırma paketi açıkladı. Güdülen amaç, Çin mallarına yurtdışından talep azaldığı için bunun yerini yurtiçi taleple doldurup ekonomiyi canlandırmaktı. Canlandırma paketi ile 600 milyar dolar ek harcama yapılması öngörülüyordu. Bu harcamalar, altyapı harcamalarının yanı sıra, güneş enerjisi gibi stratejik sanayilere verilecek desteği, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik alanlarında yapılacak ek harcamaları da kapsıyordu.

Çin’in canlandırma paketi hızlı ve çok iyi sonuç verdi. Kriz öncesinde, 2007 yılında Çin ekonomisinin yıllık büyüme hızı yüzde 14’e ulaşmıştı. Krizin etkisiyle, 2008’in son çeyreğinde, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 dolayına inmişti. Ekonomik canlandırma paketi sayesinde yıllık büyüme hızı 2010 yılında yüzde 10’un üzerine çıktı. Çin ekonomisi, ciddi bir daralma yaşamadan küresel krizin doğrudan etkisini atlatmıştı. Dünyanın ikinci büyük ekonomisinin tekrar çift haneli oranlarla büyümeye ve diğer ülkelerden ithalat yapmaya başlaması bir yandan dünya ekonomilerindeki daralmayı frenledi, diğer yandan da küresel emperyalist sistemin krizden çıkışında çok önemli bir rol oynayarak küresel kapitalist sistemin “namusunu” kurtardı.

Ekonomiyi kurtarma paketinin başarılı olmasına karşın, bunun birtakım olumsuz yan etkileri de oldu. Yerel yönetimlerin ve şirketlerin borç yükü çok yüksek düzeylere çıktı. Bu borçların geri ödenmesiyle ilgili sorunların finansal sistemi kırılganlaştırarak krize sürüklemesi tehlikesi vardı. Bunlara ek olarak canlandırma paketi çerçevesinde yapılan bazı sanayi yatırımlarının atıl kapasite yarattığına dair belirtiler ortaya çıkıyordu ve satılık konut piyasalarında balon oluşumu belirtileri görüldü.

Küresel krizlerin 1929’dan sonra en büyüğü olan 2008 krizinin etkileri henüz geçmemişken, bu kez dünya daha büyüğü ile Covid-19 kriziyle karşılaştı. ABD ekonomisi 2020 yılında %3,5, AB ekonomisi ise %6,3 dolayında küçüldü. İşsizlik tüm ülkelerde arttı.

Salgın doğal olarak, ilk başladığı ülke olan Çin’in ekonomisini diğer ülkelerden önce etkisi altına aldı. Yaygın karantina uygulamalarının olduğu 2020 yılının ilk çeyreğinde Çin ekonomisi, gelişmiş Batı ülkelerinden çok daha keskin bir daralmayla yüzde 10 küçüldü. Yılın ikinci çeyreğinde ise diğer ülke ekonomilerinde büyük daralmalar olurken, salgının kontrol altına alınmasıyla Çin ekonomisi büyümeye geçerek, ilk çeyreğe göre yüzde 11,5 büyüdü. Ekonomik büyüme üçüncü ve dördüncü çeyrekte giderek hızlandı ve 2020’nin tamamı için %2,3 oldu. 2021 yılında ise büyüme %8,1’i buldu.2022 için öngörülen büyüme ise yüzde 5,5. Böylelikle dünyanın büyük ekonomileri arasında 2020’de büyüyen sadece Çin oldu.

Çin ekonomisinin kısa zamanda toparlanmasında, krize karşı uygulamaya konan destekleme programları önemli bir rol oynadı. Ancak Çin’in ekonomiyi canlandırmak için bu yöntemlerle sağladığı kaynak tutarı oldukça küçük kaldı. Çin’de, ülke yönetiminin ekonomiyi canlandırma konusunda böyle başarılı olmasının ana nedeni, 2008 küresel krizine karşı uygulanan dev canlandırma programının olumsuz yan etkilerinden aldığı dersti. Çin’in, 2008 krizinde olduğu gibi dev bir program uygulamamasının bir nedeni de buna gereksinme duymamasıydı. Çin, hastalığı kısa zamanda kontrol altına almayı başarmış, bu da ülkede yaşamın ve ekonominin tüm dünyadan önce toparlanmasını sağlamıştı. Çoğu ülkede sorunlar yaşanırken üretimin normale dönmesi de ülke ihracatının hızla artarak ekonomik büyümeye destek olmasını sağladı. Dünya ihracatı azalırken, Çin’inkinin artması sonucunda, Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, Çin’in dünya ihracatındaki payı kriz öncesindeki yüzde 12’den 2020’nin ikinci çeyreğinde yüzde 17’ye çıktı. Salgının ortadan kalkması iç talebin de normale dönmesini sağladı. Öyle ki Ekim 2020’de, büyük tatil haftasında yarım milyara yakın insan ülke içinde seyahate/tatile çıkabildi.

2008 krizinin Çin’in dünyadaki konumu üzerinde büyük etkisi oldu. Çin’in ekonomik büyüklükte ABD ile arayı kapatması, imalat sanayisi büyüklüğü, ihracat hacmi gibi alanlarda ABD’nin önüne geçmesi, Çinli şirketlerin bazı sektörlerde pazar liderliğini eline geçirmesi bu dönemde gerçekleşti.

Corona krizinin de benzer etkilerinin olması kuvvetle muhtemeldir. Bu krizde ABD ve AB ülkelerinin ekonomilerinin normale dönmesinin 2023 senesini bulacağı, Çin ekonomisinin ise hızlı büyümesini sürdüreceği, ABD ekonomisi ile ekonomik büyüklükteki arayı daha da kapatacağı, dolayısıyla dünya ekonomisi içindeki ağırlığını iyice artıracağı anlaşılıyor.

Dünyanın büyük küresel ekonomilerinde büyüme, Ukrayna savaşının da şiddetlendirdiği yüksek enflasyonun bir sonucu olarak yavaşlarken, birçok iktisatçı Çin’in ikinci kez küresel kapitalist sistemin imdadına yetişmesini ümit ediyor.        

Ahmet Hulusi Kırım

28 Kasım 2022