Loading...

2026: Gazze Büyük - Sparta Küçük


Batı literatüründe Sparta; Doğu’ya karşı direnişin, cesaretin ve savaşçılığın temsilidir. Buna karşın Roma’yı sarsan, yıkımın eşiğine getiren Kartaca, korkaklığın ve ahlâksızlığın timsali olarak gösterilmiştir.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ordusu bugün, geçmiş dönem ABD Savunma Bakanı James Mattis’in adlandırmasıyla “küçük Sparta” olarak bilinir. Mattis, Savunma Bakanlığı öncesinde 2010-2013 arasında CENTOM komutanlığı yapmıştı. ABD’nin Doğu’daki sömürge sisteminin belkemiğini oluşturan CENTCOM’un görev sahası dâhilinde, bugün Direniş Ekseni’nin darbelenmesinden, Suriye’de yönetim değişikliğine kadar uzanan operasyonların alt yapısı, Mattis döneminde atılmıştır. CENTCOM 2012’de bölgemizde ‘Sparta Kalkanı’ operasyonuna start vermiştir. Bu bakımdan Obama döneminde CENTCOM komutanlığından, Trump dönemindeki savunma bakanlığına Mattis üzerinde ortaklaşan müesses nizam; Batı’nın Doğu’ya karşı müşterek nizamıdır. Görevden ayrılması/kovulması ise Batı’daki çatlakları açık etmektedir. Mattis 2019’da Trump’ın Batılı müttefiklerine karşı politikalarını eleştirerek istifa etmiş ancak yasal süreç tamamlanmadan Trump tarafından kovulmuştur. Mattis’in BAE hakkındaki görüşleri Washington Post’a şöyle yansımıştı:

“‘Sadece savaşmaya istekli değiller, gerçekten büyük savaşçılar,’ dedi 2010-2013 arasında ABD Merkez Komutanlığı’nı yöneten emekli Deniz Piyade Generali James Mattis. ABD ordusu içinde, ‘yaptıkları için ve yapabilecekleri için karşılıklı bir saygı, bir takdir var,’ diye ekledi. O ve diğer generaller, BAE’ye ‘Küçük Sparta’ demeye başladılar. Çöl yarımadasında bazen çekişmeli emirlikten oluşan ve farklı kraliyet aileleri tarafından yönetilen küçük bir ulus olarak BAE, bölgesindeki diğer küçük ülkelerin izlediği yolu tercih edebilir; yani nüfusuna uygun, sadece iç güvenliğe odaklanan mütevazı bir ordu kurup İran ve diğer dış tehditlerden korunmak için bölgesel güç olan Suudi Arabistan ile ittifak yapabilirdi. Bunun yerine BAE, sınırlarının çok ötesine güç yansıtabilecek bir ordu inşa etmek için milyarlarca dolar harcadı; Libya’ya savaş uçakları gönderdi, Afganistan’a özel kuvvetler konuşlandırdı ve bölge genelinde terörle mücadele operasyonlarında Amerika Birleşik Devletleri ile yakın bir ortaklık kurdu.”[1]

BAE, Basra Körfezi’nde Hürmüz Boğazı’nın düğüm noktasında, Ortadoğu-Doğu Ticaret aksının kalbinde, ABD’nin başını çektiği emperyalist sistem adına ileri karakolluk görevi görmektedir. 1971’de İngiltere’nin Körfez’den çıkması üzerine “bağımsızlığını” kazanmıştır. ABD bölgeye fiilen 1979-1980 yıllarında, Doğu’yu kontrol altında tutmak üzere İngiltere yerine girmiştir. CENTCOM’un temeli bu yıllarda atılmıştır. BAE Basra Körfezi’nin yanı sıra Kızıldeniz’de de Batı emperyalizminin çıkarlarını korumak adına Yemen’de operasyonlara girişmiş, neticede Husi idaresine karşı Güney Geçiş Konseyi’ni (STC) besleyip büyütmüştür. BAE, ülke içerisinde de bir kontra güç olarak organize edilmekte; ordusunun yanı sıra, elindeki sınırlı nüfustan kontra milis güçler devşirmektedir.

Emperyalizmin bölgemizde artırdığı askerî ve siyasî etkinliğin neticesinde BAE, Batı’nın Doğu’daki ileri üssü olan İsrail’le açıkça ittifak kurmak üzere, 2020’de Bahreyn’i de yanına alarak İsrail’le İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamıştı. 2023’e gelindiğinde Suudi Arabistan, Endonezya ve diğer Müslüman ülkelerin anlaşmaya katılacağı beklenmekteydi. Filistin davası boğuluyordu. Üstüne üstlük İsrail, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) sayesinde hem vazgeçilmez bir ortak oluyor hem de üzerinden hattın geçirildiği Gazze’yi bu vesileyle yutmaya kalkıyordu. Aksa Tufanı, bu çökme operasyonlarını kıran başkaldırının adıdır.

Gazze direnişinin ilk neticelerinden birisi İbrahim Anlaşmaları’nın durdurulması olmuştur. Anlaşmalardaki ilerleme durmuş; İsrail büyükelçisi anlaşma taraflarından Bahreyn’den ayrılmak zorunda kalmıştır.

Gazze direnişi, bu bakımdan Doğu coğrafyası açısından, Batılıların uydurma Sparta yüceltisine karşı gerçek ve efsanevî bir mevzi olmuştur.

Gazze’de direnişi çökertemeyen, Doğu’da hedeflerine ulaşamayan emperyalist güçler arasındaki kavgalar da görünür olmaya başlamıştır. Son olarak Netanyahu idaresi, Kızıldeniz’i muhasara altına almak, Husileri kuşatmak üzere Somaliland’ı tanımış; Basra Körfezi ve Kızıldeniz’i yani Doğu’nun iki anahtarını BAE ile birlikte denetim altına almaya kalkmıştır. Somaliland idaresi de İbrahim Anlaşmaları’na katılacağını duyurmuştur. Bu hamlenin arkasında ne Trump idaresi ne de Suudi Arabistan durabilmiştir. Aksine Suudilerle BAE, Yemen’de karşı karşıya gelmiş ve neticede Suudilerin Yemen’deki BAE sevkiyatlarına karşı düzenlediği hava saldırısı sonrası BAE, Yemen’den çekilme kararı almak zorunda kalmıştır. Böylece 2015’te kurulan Suudi-BAE  ittifakı çökmüştür. Bölgede Türkiye gibi önemli ülkeler de açıkça İsrail-BAE çizgisinin karşısında konumlanmak durumunda kalmış; yakın savaş ihtimali üzerine Türk Genelkurmay Başkanı birkaç hafta önce Suudi Arabistan’da bulunmuştur.

Büyük nüfus, para, güç ve olanaklardan ziyade, asıl gücün direnişin azim ve derinliğinden kaynaklandığını Gazze tüm Doğu’ya göstermiştir. 2026, 2025’e göre daha umutludur, zira Doğu halkları bakımından kazanım ihtimalleri geçmişe göre daha belirgindir. İdare-i maslahatçı güçlerin Batı’yla dengeci çizgisi de pratikte mahkûm edilmiştir. Bugün asıl görev, Doğu’da halk ve sınıf idarelerinin mümkün olduğunu, emperyalizmin yenilmez olmadığını görmek; bunlar için program ve stratejiler belirlemek ve adım atmaya başlamaktır; umudun maddî zemininde bunlar vardır.

Gökçe Kutlu

31 Aralık 2025

Fotoğraf: BAE Emiri Muhammed bin Zayed, önceki Papa Franciscus ile birlikte.

Dipnot:

[1] “In the UAE the United States has a quiet potent ally nicknamed ‘Little Sparta’” [Birleşik Arap Emirlikleri’nde Amerika Birleşik Devletleri’nin ‘Küçük Sparta’ lakaplı sessiz ama güçlü bir müttefiki var], 9 Kasım 2014, The Washington Post. BAE, Spartalılığı açıktan ve bizzat kabul eden bir ülkedir. Misal, dünyaya ihraç ettiği askerî zırhlı araçlarına bu adı vermektedir. Son olarak bedeni dayanıklılık üzerine kurulu ABD menşeli Dünya Sparta Yarışları Finali (Spartan World Championship) BAE başkenti Abu Dabi’de geçtiğimiz kasım ayında gerçekleştirilmiştir.