31 Aralık 2025’te yeni yılı karşılama babında bir yazı kaleme almıştık. Yazı umut ilkesine atıfla bitiyordu. Bu ilke gereği, boş iyimserlikten ziyade, somut sebeplere ve stratejiye dayalı ümide işaret etmiştik.
Aksa Tufanı başladığında, ABD-BAE-İsrail hattı, Ortadoğu’da hegemon durumdaydı. Süreç içerisinde Suriye’de idare-i maslahatçı Esad ekibinin iktidarı devretmesi, Hizbullah’ın hasar alması emperyalistlerin kibrini artırmıştı. Kibir, şükür ki aldanmadır, etkisini ilk önce 12 gün savaşında göstermiştir. İsrail ve ABD, ilk şoku 2025 yılı ortasında yaşamış, yıllardır inşasına çaba harcadıkları hegemonya zihinlerde çökmüştür. Bu çöküşü, ilerleyen aylarda patlayan Epstein belgeleri derinleştirmiştir. Yılın sonuna gelindiğinde dünya halkları açısından bir olumlu gelişme daha yaşanmıştır; bu gelişmeden yazıda şu şekilde bahsetmiştik:
“Son olarak Netanyahu idaresi, Kızıldeniz’i muhasara altına almak, Husileri kuşatmak üzere Somaliland’ı tanımış; Basra Körfezi ve Kızıldeniz’i, yani Doğu’nun iki anahtarını BAE ile birlikte denetim altına almaya kalkmıştır. Somaliland idaresi de İbrahim antlaşmalarına katılacağını duyurmuştur. Bu hamlenin arkasında ne Trump idaresi ne de Suudi Arabistan durabilmiştir. Aksine Suudilerle BAE, Yemen’de karşı karşıya gelmiş ve neticede Suudilerin Yemen’deki BAE sevkiyatlarına karşı düzenlediği hava saldırısı sonrası BAE, Yemen’den çekilme kararı almak zorunda kalmıştır. Böylece 2015’te kurulan Suudi-BAE ittifakı çökmüştür. Bölgede Türkiye gibi önemli ülkeler de açıkça İsrail-BAE çizgisinin karşısında konumlanmak durumdan kalmış; yakın savaş ihtimali üzerine Türk genel kurmay başkanı birkaç hafta önce Suudi Arabistan’da bulunmuştur.”
Yaklaşan ikinci İran savaşı öncesinde Kızıldeniz hâkimiyetini kuramayan, Husileri kontrol altına alamayan ve Suudiler üzerindeki kontrolü zayıflayan ABD-BAE-İsrail hattı, Venezuela’da ABD’nin ocak ayında elde ettiği kolay zaferin de aldatıcı etkisiyle, son bir gayretle, geçtiğimiz şubat ayında İran’a saldırmış ve tarihî bir hezimete uğramışlardır.
Hezimetin BAE yönüne odaklanacak olursak, “Küçük Sparta” askerî bakımdan cüceleştikçe cüceleşmiş, İran’a yanıt verememiş, ülkedeki ABD üsleri kullanılamaz hâle gelmiş, BAE finans sermayesi yönünden güvenli liman olma özelliğini kaybetmiştir. Bir süredir Suudiler, finans sermayesini BAE’den ülkelerine çekmek için vergi düzenlemeleri de dâhil olmak üzere, çeşitli çalışmalar yapmaktaydı; son hâdiseler bu gerilimi de tırmandırmıştır.
İşler o noktaya gelmiştir ki İstanbul’un, finans sermayesinin yeni bölgesel merkezi olup olamayacağı tartışılmaya başlanılmış, Türkiye’de siyasal iktidar bu yönde adımlar atmaya başlamış, sermaye, bu adımları Türkiye’ye gelerek pazarlık konusu etmeye girişmiştir.[1]
İşte bu şartlar altında, can derdine düşen BAE, petrol gelirine sarılmak zorunda kaldığından, Suudilerin liderliğindeki OPEC’in kotalarından kurtulmak için bu birlikten ayrıldığını duyurmuştur.[2] Emperyalist kampta yaşanan çok yönlü çatırdama, BAE ile Suudiler arasında alttan alta yaşanan gerilimleri sıcak çatışma boyutuna taşımıştır; önce Kızıldeniz/Yemen, şimdi OPEC. Bugünlerde BAE’nin Arap Birliği ve İslam İş Birliği Teşkilâtı’ndan da ayrılıp ayrılmayacağı konuşulmaya başlanmıştır.
İsrail, son saldırılar karşısında, İran’ın emperyalistlere verdiği cevap kapsamında ezilen BAE’yi ayakta tutabilmek için, tarihinde ilk defa, işgal ettiği topraklar dışında bir ülkeye hava savunma sistemlerini göndermek zorunda kalmıştır. Aksa Tufanı öncesinde Arap dünyasını yönetimi altına almak üzere İbrahim anlaşmalarını yaymaya çalışan İsrail’in kalkış noktası BAE idi. Şimdi İsrail ve ABD’nin bölgedeki izolasyonu da bu noktadan somutlaşmaya başlanmıştır. OPEC’ten ayrılma olayına bu gözle bakmak gerekmektedir.
2026, coğrafyamızda, genel hatlarıyla, ümit ettiğimiz gibi ilerlemektedir.
Gökçe Kutlu
29 Nisan 2026
Dipnotlar:
[1] Bu gelişmeler bakımından şu yazılara müracaat edilebilir: Onur Şahinkaya, “Devalüasyon Hazırlığı: Bir Sömürü Stratejisinden Diğerine”, 23 Nisan 2026, Sosyalizm; Emre Çayırova, “Adana’da NATO Kolordusu ve İstanbul’da NATO Karargâhı: Türkiye’nin Egemenliğinin İhlâli mi?”, 7 Nisan 2026, Sosyalizm; Onur Şahinkaya, “Dubai Model Finans Mahkemelerinin Ekonomi Politiği”, 27 Şubat 2026, Sosyalizm.
[2] “BAE’nin OPEC’ten ayrılmasına rağmen petrol fiyatları artıyor: İran savaşında ateşkes çıkmazda”, 29 Nisan 2026, Euronews.