CIA, 1959’dan itibaren Laos’un kuzey bölgelerinde oturan Meo kabilelerini örgütlemeye başladı. Bu kabilelerden kurulan askerî birlikler, Çin ve K. Vietnam’ın; Tayland ve Güney Vietnam’a sızmalarını önleyecekti. Ancak, buna karşılık CIA’dan bir taviz talep ettiler. Kendi topraklarında yetiştirdikleri haşhaştan elde ettikleri baz morfini Laos’un başkenti Vientien’e salimen nakletmek. Bu nakliyat işini de CIA’nın sahibi bulunduğu Air America’nın uçakları yapacaktı.
Taraflar, sonunda anlaşmaya vardılar, ticaret tıkır tıkır işlemeye başladı. Bu tatlı ticaretten aslan payını, Birleşik Amerika’nın müttefiki olan Laos, Tayland ve Güney Vietnam ordularının generalleri alıyorlardı. Laos ordusunun eski Genel Kurmay Başkanı General Kan Rattikon’un en önde gelen ortağı Güney Vietnam Hava Kuvvetleri Komutanı General Ki’nin kız kardeşi; Nyugen Ti Li ayda bir Saygon’dan Vientien’e ziyaret yapar; buradan külliyetli miktarda uyuşturucu satın alarak, Kamboçya’nın başkenti Phom Pehn’e naklini örgütlerdi. Bu uyuşturucular ya Amerikan jetleri, ya da Güney Vietnam 5. Hava Tümeni’ne bağlı uçaklar tarafından Saygon’a getirilirdi.
Laos’ta dönemin ABD Büyükelçisi Me Martie, “Laos hükûmeti, afyon savaşında kendine düşen görevi yapıyor,” derken, Los Angeles Times “Washington’daki hükûmet, müttefikimiz olan politikacı ve general kliklerinin caniyane ortaklığını görmemezlikten gelmektedir,” diye yazıyordu.
CIA tarafından Laos’ta örgütlenen MEO birliklerinin komutanı General Vang Pao tarafından Fransa’dan Amerika’ya yollanmak üzere Laos prensi Sopsen’e verilen eroinin Paris’te gümrükte prensin valizinde yakalanması olayı da örtbas edilmiştir.
Uyuşturucu trafiğinin günümüzde en gözde merkezlerinden biri Afganistan’dır. Afganistan, Pakistan, İran bugün Altın Hilâl olarak anılan hattın gözdesi konumunda. Afganistan’ın çorak iklimi ve özellikle Hayber Geçidi yöreleri, Hint keneviri ve afyon çiçeği üretimi için uygun imkânlar sunuyor. Afganistan’da incelemelerde bulunan Dr. Kari Friegang; Helman, Oruzgan, Kandahar ve Nangarhar bölgelerinde tarımın ağırlıklı olarak haşhaş ekimine kaydırıldığını ve özellikle Nangarhar’ın her yanının afyon tarlası olduğunu belirtmiştir.
Suat Parlar
1997
[Kaynak: Suat Parlar, Kontrgerilla Kıskacında Türkiye, Mephisto, 1997, s. 25 vd.]