Bismillahirrahmanirrahim.
Sözlerime Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum.
O Allah ki evrenin yaratıcısıdır ve varlık âlemindeki her şey onun kudreti dâhilindedir, başkasının değil.
O Allah ki insanı semavi ve melekutî bir surette yarattı ve saadet yolunu yüce peygamberleri aracılığıyla insana gösterdi. Ki bu peygamberlere uyarak gerçek öğretileri, kendi şeref ve değerini bulsun. Benim için bu güzel ülkenizi ziyaret etmem ve kahraman Kore halkı ve hükûmetinin bu ülkenin gelişmesi ve bağımsızlığı için yorulma nedir bilmez gayretlerini görmüş olmam unutulmaz bir anı olarak kalacaktır.
İslamî İran’ın cumhurbaşkanı olarak bu sıcak misafirperverliğinizden dolayı İran halkı ve hükûmeti adına size teşekkür ederim.
Yabancı güçlerin her türlü hegemonyasından kurtulmak için kıyam ve fedakârlık, İran ve Kore’nin çağdaş tarihinin başlangıcıdır. Kendi inkılâbımız yolunda benzer olgularla karşılaşmamız ilgi çekicidir. Ki bu durum bize, inkılâplarımızı savunmak ve onların netice vermesini sağlamak için el ele verme imkânı sağlıyor. Bu sebeple muhteşem İran İslam İnkılâbı’ndan kısaca bahsetmek istiyorum.
İran İslam İnkılâbı oldukça farklı boyutlarıyla büyük bir olgudur. İran halkı Amerikan emperyalizmin bölgedeki kukla hükûmetlerinin en güçlülerinden birine karşı kıyam etti. Tank ve toplara karşı eli boş bir şekilde durdu. Sonunda o rejimi tamamıyla devirdi. Bu zulüm ve sulta altındaki tüm dünya halkları için önemli bir örnek oldu: Hiçbir güce dayanmadan sadece hakka dayanarak galip gelinebilir. Bizim inkılâbımız yalnızca “dış güçlere karşı basit bir mücadele” ile özetlenemez. Bilâkis bu inkılâp İslam âleminde fikrî açıdan yenilenmeyi de beraberinde getirdi. Yabancılar, halklar üzerinde rahatça hegemonya kurabilmek için onları kendi aslî kimliklerinden koparmaya çalışıyorlar. Böylece halkları köksüz ve kimliksiz bir hâle getirmek istiyorlar ki ecnebilerin sultasının zilletini kabul etmeye hazır hâle gelsinler. İnkılâbımız Müslümanlara “gerçek özgürlüğün ilk adımının, hakikî İslamî değerlere dönmek” olduğu ikazında bulundu. Onlara gerçek kimlikleri İslam’ın özgürleştiren kültürü içinde yer almaktadır. İslam inkılâbının, ilk andan itibaren etki alanın genişlettiği söylenmelidir.
Bugün bir milyardan fazla Müslümanın bulunduğu İslam âleminde batıla ve ecnebilerin sultalarına karşı uyanış ve kıyamın güçlü dalgaları ile istiklâl ve hürriyet için mücadele yolunu ortaya koymuştur. İnkılâbımızdan herkesten daha çok tokat yiyen süper güçler yani bu sultacı rejimler, onların başında da dünyayı sömüren ve büyük şeytan olan Amerika’nın İran halkı ve İslam Cumhuriyeti’ne karşı böyle bir panik ve korkuya kapılmaları inkılâbımızın yayılan etkisinden kaynaklanmaktadır. Kendilerince bu ateşi daha büyümeden söndürmek istiyorlar. Ancak onların tüm saldırı ve komplolarına rağmen biz inkılâbımızın 10. yılını da kutlamış bulunmaktayız.
Muhterem Hazirun! İslam; bize, tüm Müslümanlara hatta tüm insanlara şu mesajı vermektedir:
İnsan, hiçbir gücün çiğneyemeyeceği ve çiğneme hakkının olmadığı bir şeref ve onur sahibidir. Öte yandan insanın şerefi Allah’tan başka herkesin kulluk ve köleliğinden kurtulmasıdır. Süper Güçler üst düzey askerî bir güce sahip olduklarından dolayı tüm işlerimize musallat olmaları gerektiğini, bizim de kendilerine kul ve köle olmamız gerektiği söylüyorlar. Bu ise aşağılığın ve alçaklığın son noktasıdır.
Ali Hamaney
1989